Suphi SAATÇİ

Irak ve Suriyede İstikrar Sağlanmadıkça...

13-01-2017 11:03


Güney  komşumuz  Irak,  2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına  kavuşamadı.  Bir diğer güney komşumuz olan Suriye’de ise başlayan iç savaş 5 yıldan beri bir türlü durdurulamıyordu.  Türkiye, Irak ve Suriye’de devam eden yangınlardan  en  çok etkilenen bir ülkedir. 

Bilindiği gibi 2003 yılından beri Türkiye,  Irak’ın  karşılaştığı sorunlarla ilgilenmiş, bu komşu ülkeye güvenlik, gıda, sağlık, inşaat ve eğitim konularında destek olmuştur. Terör olaylarından  olayı ağır biçimde yaralananların tedavilerini  Türkiye üstlenmiş, Türk Kızılay’ı ve AFAD kanalıyla mülteci kamplarında barınan göçmenlere seyyar mutfaklar ve hastaneler kurmuş, kardeşlerimizin yaralarını sarmağa çalışmıştır. Ülkede huzurun sağlanması için sürekli Iraklı siyasetçiler arasında arabuluculuk yapmıştır.  

Suriye’de 2011 yılından itibaren  rejime  karşı  başlayan tepkiler kargaşaya dönüşmüş, terör örgütlerinin bölgeye sızması sonucu, ülkenin bölünmesine giden yollar oluşturulmuştur. Otorite boşluğu meydana gelen Suriye’de vatandaşların can ve mal güvenliği yok olmuştur. 

Savaş ve çatışmadan dolayı binlerce insan ölüm korkusuyla ülkelerinden kaçmışlardır. Çoğu sivil olan bu insanların arasında savunmasız kadın ve hiçbir şeyden haberleri olmayan masum çocuklar vardır.  Evlerini, yurtlarını, yuvalarını, dükkânlarını ve okullarını bırakıp kaçan bu insanların  yeri  göğü  inleten  çığlıklarına,  maalesef Türkiye’den  başka  kulak asan da olmadı.  Yaşanan böyle bir trajediye tepkisiz kalmak ne insanlığa ne vicdana ne de İslam’a sığar. Türkiye bu yüzden dünyaya örnek olacak bir tavır sergiledi ve bu çaresiz insanlara kapılarını açtı. 

Sayıları 3 milyona varan ve ülke ekonomisine ağır yükler getiren bu göç dalgaları yüzünden Türkiye büyük sıkıntılar yaşamak pahasına da olsa bu  tavrı  ile  büyüklüğünü gösterdi. Suriye  ve  Irak’ta istikrar,  barış  ve  huzurun olmayışı  Türkiye’yi  yakından etkiliyor. Bu bakımdan Türkiye  komşu  ülkelerinin durumuna  kayıtsız  kalmadı,  kalmamalı  ve kalamaz da. Komşularının hem acılarını  hem  de  sıkıntılarını çeken,  bu  hususta  büyük fedakârlıklara katlanan Türkiye,  bu  ülkelerin  işlerine karışmama  lüksüne  sahip değildir. Irak’ın ve Suriye’nin terör örgütlerinden temizlenip, huzur ve istikrara kavuşması için Türkiye, her zaman olumlu tavır sergilemiş ve iyi niyetini göstermiştir. 
Komşularımızda  yuvalanan  ve beslenen terör örgütlerinin bir an önce ortadan kaldırılmaları için Türkiye kararlı bir tavır içine girmiştir. Terör örgütlerinin verdiği zarar sadece Türkiye’ye değildir. Bu örgütlerin aslında verdikleri en büyük zarar, yuvalandıkları ülkelere ve bu ülkelerin halklarınadır.  Türkiye’nin bu hususta sergilediği tavır, sağduyu sahipleri ile, uluslararası güvenlik kuruluşları tarafından da desteklenmelidir.  Hem kendisinin  hem de  komşularının  güvenliği açısından  Türkiye’nin  izlediği siyaset ve sürdürdüğü tavır hem siyaset mahfillerinde hem meslek ve sivil toplum  kuruluşları tarafından  da  destek  görmelidir. Türkiye’nin  bu  haklı  çıkışı, ne yazık ki birçok siyasetçi, yazar ve çizer takımı tarafından büyük bir inatla ve ısrarla  anlaşılamamaktadır. Hatta bu önemli konu üzerinden ülkenin görüntüsüne bulanık bir biçim verilmekte ve hatta felaket senaryoları çizilmektedir. 

Bir kere şunu anlamakta gecikmeyelim: Suriye ve Irak adlı iki  komşu  ülkede  istikrarlı bir rejim ile birlikte huzur ve güven sağlanmadıkça Türkiye de rahata kavuşamayacaktır. Halkın arasına fitne sokanlar, bin yıldan fazla bir zaman dilimi  içinde  kardeşçe  bir arada yaşayan insanları birbirine kırdırarak siyasetten nemalanmaya  çalışıyorlar. Allah’ı  ve kıblesi  bir  olan halkın  mezhep  çatışması  içinde  boğulmasına  yol açanlar, silah tüccarlarının ekmeğine  yağ  sürmekten başka bir şeye hizmet etmiyorlar. İşin en garip tarafı da  herkesin  buna  seyirci kalmasıdır.


Telafer Üzerinde Yeni Oyunlar
İşgal sonrası Irak’ta bir Türkmen şehri olan Telafer’de büyük dramlar yaşandı. Teröristler barınıyor bahanesiyle Telafer Eylül 2004’ten sonra ikinci kez bombardımana maruz kaldı. Yapılan resmî açıklamalara göre sayısı yaklaşık 500 kişiyi bulmuş. Sokaklar yanmış insan cesetleri ve ölmüş hayvan leşleriyle  dolu.  İçlerinde kadın ve çocuk cesetlerinin sayısı hiç az değil. “Terörist” diye yaralıların ambulansla  hastanelere  taşınmasına dahi izin verilmiyor. Okullar,  camiler,  işyerleri bombalandı; su ve elektrik tesisleri kullanılamaz hale geldi.  Telafer’de  terörist değil masum insanlar öldürüldü. “Terörist barınıyor” diye saldırılar  düzenleyen işgal  kuvvetleri  ve  onların  işbirlikçileri,  böylelikle Türkmenleri ve birçok sivil halk topluluğunu tipik anlamda etnik temizliğe tabi tuttular. 
Telafer’in 2014’te DAIŞ tarafından hedef alınması, bölgede yaşayan Türkmen toplumunun yeni trajediler yaşamasına yol açtı. Suriye’nin içine düştüğü karmaşa ile birlikte bölgeye yığınak yapan terör odakları,  bazı  devletlerin gizli ajandalarını da ortaya çıkardı.  Böylece Telafer’in neden hedef seçildiği belli oldu. Çünkü Telafer Türkiye-Suriye sınırına en yakın bir bölge idi. İşgalden önce burada 400 bin civarında Türkmen  yaşıyordu.  Önümüzdeki dönemde hem Suriye Kürtlerine  hem  Akdeniz’e ulaşmanın en önemli noktalarından biri olduğundan Telafer saldırıların hedefi oldu. Gelecekte Kuzey Irak’ta federe veya bağımsız bir Kürt devleti  kurulacaksa,  Musul ve Kerkük petrollerinin Türkiye’ye muhtaç olmadan Suriye  limanları  üzerinden Akdeniz’e  akıtılması  planı devreye girmiş olacak. 
Türkiye’nin İslam Arap dünyası ile ilişkisini kesecek olan bu planın kimlere hizmet amacı ile gündeme geldiği biliniyor. Bölgede  ayrıca  Türkiye’nin güvenliğini de tehlikeye sokacak başka gelişmelere de yol açacaktı. Bunun farkına varan  Türkiye,  bu  tehlikeli gelişmenin önünü  kesmek için Fırat Kalkanı harekâtını başlattı. Bunda geç bile kalınmıştı ve erkenden bu işin önünü almak gerekirdi. 


Ortadoğu Ülkeleri Ortak Strateji Geliştirmelidir

Ortadoğu  ülkelerinin  her  biri farklı bir stratejik hesap içinde  siyaset  izliyor.  Bölgede yer alan ülkelerin -İsrail ve kısmen Lübnan hariç- tamamı  Müslüman.  Ancak  her ülke, başka bir süper gücün güdümünde  hareket  ettiği için, bir bakıma geleceklerini de tehlikeye düşürmüş oluyor. Bu ülkeler kendi çıkarlarına  ve  geleceklerine yönelik  hesaplar  peşinde koşarken, masum insanların ölüme,  halkın  sefalete  sürüklenmesine karşı duyarsız kalıyor.  Kısacası  bu  gidişin Ortadoğu’nun  Müslüman halklarına  hiçbir  yararı olmayacaktır. 
Bölgedeki Müslüman ülkelerinin arasında Türkiye barışçı bir  diyalog  seferberliği  ile Ortadoğu  ülkeleri  arasında yeniden bir yol haritası oluşturmalıdır.  İran,  Irak, Suriye, Suudi Arabistan ile Körfez ülkeleri ve Mısır gibi bölge aktörleri arasında ortak stratejiler oluşturulması için, öncelikle bu ülkelerin uzlaşmalarına  zemin  hazırlanmalıdır. Bunu da dostluk ve komşuluk anlayışı içinde yapmak  gerekir.  Bölgedeki ateşi düşürmek ve ülkelerin birbiri ile çekişmeden dostane ilişkiler ile hem kendi aralarındaki hem de Ortadoğu’daki sorunlara çözüm bulmalıdır. 
Ortak akıl, ortak çıkar, orta yol ve  orta  karar  her  zaman hayırlı  sonuçlar  vermiştir. Ortadoğu ülkeleri iş ve güç birliği yaparsa, pek çok sorun  kendiliğinden  aşılır. Komşularda da barış ve huzur sağlanır. Bu işte Türkiye önemli ve öncü rol oynamak zorundadır.  

 

Kaynak: Kardaşlık 72. Sayı

Yorum Yap

Ad Soyad:

E-Posta:

Yorumunuz:

Yorumlar

Faaliyetler

Derneğimizin Gençlerinden Ankara'ya Ziyaret

Merkezi İstanbul'da bulunan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nden bir grup Türkmen genci, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı, partiler, milletvekilleri başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar ile görüştü.

İSTANBUL BOĞAZI'NDA GELENEKSEL TÜRKMEN İFTARI

İstanbul'daki Türkmen aileleri geleneksel tekne iftarında bir araya geldi. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin her yıl düzenlediği Boğaz'da teknede iftar programı bu yıl 300'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti.

IRAK TÜRKMENLERİ 2.ULUSLARARASI YÖRÜK FESTİVALİ VE 23. YÖRÜK TÜRKMEN ŞÖLENİ’NE RENK KATTI

Antalya Yörükler Kültür ve Dayanışma Derneği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenledikleri “2.Uluslararası Antalya Yörük Festivali ve 23. Yörük Türkmen Şöleni 6-7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti.

ERBİL'DEN İSTANBUL'A GENÇLİK RÜZGARI

Nevruz Kutlamaları kapsamında Erbil'den İstanbul'a gelen ve aralarında çoğunluğu Erbilli, 30 kişilik gençlik grubu İstanbul'daki Türkmen hemşehrileri ile bir araya geldi.

Anket

Copyright 2009. Tüm Hakları Saklıdır.