Dilşad TERZİ

Erbil Hamamları

20-10-2010 22:20


 

Dünyanın tarihi kentleri, umuma açık hamamlarla dolu idi. Bu kentlerden birisi de Erbil'dir. Özellikle Sultan Muzaffereddin Gökbörü zamanında altın çağını yaşayan Erbil'de birçok hamam bulunuyordu.
Bu durum, tarihi bir şehir olan Bağdat için de geçerlidir. Şöyle ki El-Hatip El-Bağdadi döneminde kentte 60 bin hamam vardı. İslam medeniyetinin bir parçası olan hamamlar genellikle çarşılarda ve camilere yakın yerlerde inşa edilirdi. Tarihçilere göre umuma açık hamamlar Abbasiler döneminde çok gelişmişti. Çünkü İslam dini, Müslümanları temiz olmaya emreder.
Ayrıca Efendimiz Hazreti Muhammed bir hadisinde "Temizlik imandandır" buyurmaktadır.
Erbil'de yirminci yüzyılın ortalarına kadar evlerde banyo olmadığı için insanlar umuma açık hamamlara giderdi. Toplumsal bir müessese olarak kahveler gibi hamamların da insanların hayatında büyük bir rolü vardır. Kahvelerde olduğu gibi hamamlarda da hikaye ve destan okunurdu.

Hamam yapımı

Zamanında umuma açık hamamlar, buradaki sıcaklık derecesini belli bir seviyede tutmak suretiyle inşa edilirdi. Ayrıca hamam duvarları geniş tutulur, pencereleri çok küçük tasarlanırdı.
Yer seviyesinden alçak olarak inşa edilen hamamlar soyunma yerleri ve hamam bölümünden oluşurdu. Soyunma yerlerinde bulunan bir metre yüksekliğindeki seki üzerinde insanlar elbiselerini çıkararak hamam kıyafeti giyerdi. İkinci bölüm ise hamam bölümü oluştururdu. Kubbe şeklindeki tavanıyla hamam bölümü çok geniş olurdu. İnsanlar yıkanmak için bu bölümü kullanırdı. Ancak fazla sıcaklığa katlanmayanlar soyunma yeri ile hamam arasında kalan düşük sıcaklıktaki bölümü tercih ederdi.

Isıtma yeri-külhan
Hamamın altında olup burada ateş yanar. Külhandaki ocağın üzerinde sıcak su kazanır bulunur. Eskilerde külhanlar hayvan atıkları kullanarak ısıtılırdı. Ardından odun ve kömür yirminci yüzyılın ortalarında ise siyah petrol denilen bir yakıt türü kullanılmaya başlandı.

Erbil'in eski hamamları
Kale hamamı: Erbil'in en eski hamamlarından biri olarak kabul edilir. Yapılış tarihi bilinmemekle birlikre Kale hamamının Sultan Muzaffereddin Gökbörü döneminden beri inşa edildiği söylenir. Kale'deki Büyük Camii'nin yanındaki Saray mahallesinde bulunan hamam akşama kadar kadınlara akşamdan geceye kadar erkerlere açıktı. Hamam herkese açıktı.
Aliağa hamamı: Yirminci yüzyılın başında Aliağa'nın Haneka mahallesinde inşa ettiği hamamın bir kapısı da Kale'ye bakardı. Hamam bina olarak hala ayakta duruyor. Değişik dönemlerde hamamı merhum Mustafa Hamamcı, Salih Hamamcı ve Osman Pismam idare etmiştir.
Cüthamam: Reşitağa tarafından inşa edilen hamam Haneka'nın Halidiye camiinin karşısındaydı. İki bölümden oluşan hamamın küçük bölümü erkeklere açıktı. Büyük hamam ise akşam ve geceler erkeklere sabahlar ise kadınlara açıktı. Cüthamam altımışlı yıllarda yıkıldı.
Hacı Kadir Camii: Hamam, Hacı Kadir Debbag camiinin inşasıyla birlikte yapıldı. Camiin batı tarafına inşa edilen hamam çok eski ve güzel bir hamamdı. Erbil'in en büyük ve en geniş hamamı olarak kabul edilirdi. Altımışlı yıllara kadar gece gündüz hizmet verirdi.
Moda Hamamı: Erbil'in ileri gelenlerinden Ataul Ağa tarafından Haneka mahallesinde inşa edilen hamam seksenli yıllara kadar hizmet verdi.
Asri Hamamı: Çağa uygun tarzda yapıldığı için bu adı alan Asri hamamı, altımışlı yıllarda Araplar Mahallesinde inşa edildi. Tüm bölümlerine karo döşenen hamamı Hacı Muhammet Hamamcı yaptı. Hamam bugüne kadar hizmet veriyor.

Erbilli Türkmenler'in hamama gitme geleneği
Hamama gidilirken ilk önce bohça hazırlanırdı. İçine havlu, peştemal, rakı sabun, traş takımı, iç çamaşır, diş fırçası ve macunu konulurdu. Hamama gelindiğinde soyunma yerinde seki üzerinde peştemal takılarak yıkanma yerine gidilirdi. İlk olarak halk dilinde "Küreken taşı" denilen göbek taşı üzerinde oturulurdu. Belinde sorun yaşayan birisi arkadaşından belini fiks maddesi ile yağlamasını isterdi. Ardından halk dilinde cürüm denilen kurna başına oturulur yıkanılırdı. Arasıra dışarı çıkılıp hava alınırdı. Sonra tekrar kurna başına oturularak üç kat yıkanılırdı. Temiz yıkandıktan sonra natır denilen hamam çalışanı çağrılarak kendisinden havlu getirmesi istenirdi. Soyunma yerine gidilerek dinlenirdi.
Hamamda çay, sıcak süt ve sıcak tarçın satılırdı. Herkes istediği içeceği talep edebilirdi. Kısa bir dinlemeden sonra elbiseler giyilir ve eve gidilirdi.
Not: Bu yazının hazırlanışında, yirminci yılların başında Erbil Kalesi'nde dünyaya gelen Hacı Abdülvahit Said'le yapılmış röportajdan istifade edilmiştir.

Çeviri: Dilşat Terzi

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum Yap

Ad Soyad:

E-Posta:

Yorumunuz:

Yorumlar

Faaliyetler

İstanbul’da “Türkmenlerin Durumu ve Geleceği” Paneli Yapıldı

Türkmen liderlerinin Saddam rejimi tarafından idam edilişlerinin 33. Yıldönümünde bir anma toplantısı ve panel düzenlendi. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği (ITKYD) Genel Merkezi tarafından düzenlenen toplantıda İstanbul’da bulunan bazı sivil to

Türkmenler İstanbul Boğazında tekne iftarında buluştular

Mübarek Ramazan ayı münasebetiyle İstanbul’daki Türkmenler ve çok sayıda konuk, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin düzenlediği iftar yemeğinde bir araya geldi. Dernek genel merkezinde verilen iftarların yanı sıra bu kez Boğaz’ın muhteşem manz

Kemerburgaz’da Geleneksel Türkmen Kır Gezisi

Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği genel merkezinin “geleneksel kır gezisi” 8 Temmuz 2012 Pazar günü İstanbul Kemerburgaz Ormanlarındaki Kirazlıbent’te yapıldı. İstanbul’da yaşayan ve tatil için Türkiye’ye gelen Türkmen ailelerin yoğun ilgi göste

BARTIN TÜRKMEN GENÇLERİNİ AĞIRLADI

Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği (ITKYD) ve Bartın Gazeteciler Derneği (BGD) İşbirliği ile 15–16–17 Haziran 2012 tarihlerinde Bartın, Amasra ve Safranbolu’yu kapsayan bir dizi ziyaret gerçekleştirildi.

Anket

Copyright 2009. Tüm Hakları Saklıdır.