Suphi SAATÇİ

Külah Kapma Yarışı Hızlanırken

16-02-2011 12:27


Irak’ta yakında hükümet kurulacak ümidinde olan çevreler, ülkenin hükümete kavuşması ile her şeyin düzeleceği beklentisi içine girmiştir. Buna önce inşallah demekten başka bir çare yoktur. 2003 yılından bu yana birkaç kez hükümet kurulmuştu. Her şeyin düzeleceği var sayımı ile beklenti içine girenler, büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. Yine de biz pişmiş aşa su katmak pozisyonuna girmek istemiyor, uğursuz sayılabilecek yorumlarda bulunmaktan kaçınmak istiyoruz. Ancak siyaset çoğu kez bizleri gerçeğin acı yüzü ile karşı karşıya getirmekten, ne yazık ki bir türlü vazgeçmiyor.

 

Hükümet kurulması aşamasında siyaset ile meşgul olan herkesin, kendine göre bir politikası veya hesabı olması olağandır. Aslında siyaset mahfillerinin ve ayrıca bütün siyasetçilerin kendileri ile ilgili hesaplar yapmadan önce bir politikalarının olması gerekir. Bunu biraz açmakta yarar vardır.

 

Irak’ta hükümet kurulması aşamasında herkes, kimin ne tür projeleri vardır, bu projelerini uygulamakla nereye varmayı düşündüğünü öğrenmek ister. Aslında bu tür açıklamaların seçim öncesinden açıklığa kavuşması gerekir. Ne yazık ki bu tarz açıklamaları seçim öncesinden duymak bir yana, günümüze kadar kimin ne yapmak istediğini, hatta neden siyasete atıldığını, hedefinin şu şu olduğunu bile dile getirdiğini ben şahsen duymadım ve duyandan da işitmedim. Bu düşünce ile geçen sayıda yine bu köşede “Türkmenlerin Beklentileri…” başlıklı yazıyı kaleme almıştım.

 

Bu yazıda da aynı şeyleri vurgulamak için, bu sefer konuyu biraz daha açmak gerekiyor. Irak siyasetinde her topluluğun belirli bir gücü ve potansiyeli vardır. Arapların Şii ve Sünni olarak sahip oldukları hacim ve güç, birlikte hareket ettikleri takdirde ülkeyi yönetecek potansiyel için yeterlidir. Aslında köken olarak iki taraf da Arap olmasına rağmen, iki ayrı etnik toplulukmuş gibi yapılandırılmaları iki tarafı da zaafa düşürmüştür. Açıkça söylemek gerekirse, bunları birbirine düşüren mihraklar, iki tarafı da başka bir güce taviz verme durumuna düşürmüştür. Böylece iki taraf birbirini ezmek için, belirli bir kesime taviz verme pozisyonuna mahkûm edilmiştir.

 

Irak’ta bu durumdan en çok yararlanan iki Kürt partisidir. Kabul etmek ve göz önünde bulundurmak gerekir ki, Kürt partilerinin iki noktada serbest hareket etmeleri, onlara büyük avantaj sağlamaktadır. Birinci nokta, sıkıntıya düştükleri an, çözümü kolaylaştırıcı faktör olan ellerindeki militarist gücü kullanmaları; diğer nokta ise ABD ve Batılı diğer güçlerin himayesine başvurmaları. Hatta ABD’nin himayesinden iki Kürt partisi de bir sakınca görmemektedirler. Ayrıca iki Kürt partisi de tehlikeyi gördükleri için, şimdilik birlikte hareket etmekte ve büyük kazanımlara sahip olmaktadırlar.

 

Arap ve Kürt topluluklarının dışında kalanların durumu ise yürekler acısıdır. Bu hususta söylenecek fazla bir şey olmadığı gibi, bazen yorum yapmaya bile değmiyor. Çünkü ortada ne bir güç var, ne de üretilen bir siyaset. Kurulacak hükümet konusunda kimin ne istediğini anlamak mümkün değildir. Bilinen ve anlaşılan tek şey kimin kendisi için ne istediğidir. Yani herkesin projesi, daha doğru bir ifadeyle herkesin rüyası Cumhurbaşkanı veya Başbakan yardımcılığı, bunlar da olmuyorsa şöyle güzel ve şatafatlı bir bakanlık koltuğu üzerine kurulmuştur. Fakat hiç kimse cumhurbaşkanı olunca ne yapacağını yahut başbakan yardımcısı olunduğu zaman hangi projeleri gerçekleştireceğini hesaplayacak her hangi bir programa, proje veya yol haritasına sahip görünmüyor.

 

Irak’ta siyaset açmazının başında, her zaman söylediğimiz gibi, yine de söylemeğe devam edeceğimiz husus, Irak Anayasasının başından ıslah edilmesidir. Çünkü Irak’a yapılan en büyük kötülük, Anayasanın çağdaş demokrasilerde yeri olmayan bir yapıda hayata geçirilmesidir. Irak’ın yeni anayasasında, siyasal parti ve örgütlerin etnik ve mezhep ayırımına göre kurulmasına cevaz verilmesidir. İşte bu durum Irak’ta huzurun ve güvenliğin sağlanmasına en büyük engel sayılır.

 

Bundan dolayı Irak’ta örgütü olan herkesin, kendi etnik veya mezhep yapısına göre belirli hedefleri oluşmuştur. Bu hedefin içinde devletin birliği ve beraberliği ile ülkenin üniter yapısının korunması konusunda sözde değil özde bir mutabakat sağlanmadıkça, kurulan koalisyonlardan nasıl bir sağlıklı sonuç alınabilir? İşin en tehlikeli yanı, herkesin kendi gizli ajandasını gerçekleştirmek için siyaset sahnesinde yer almak istemesidir. Bu durum Arap ve Kürt toplulukları dahil her kesim için geçerlidir. Büyük ve nüfuzlu partilerin içinde hâkim olan bu anlayış, diğer küçük parti ve örgütlere de sirayet etmiştir.    

 

Geçen koalisyonlarda gördük ve yaşadık. Hükümette yer kapma yarışına dönen siyasî pazarlıklar, yolsuzluk, para çalma, rüşvet ve her işten alınan gayri resmî komisyon, artık olağan hâle gelmiştir. Kısacası herkes külah kapmak peşindedir.

 

Bu manzara bize rahmetli Hicrî Dede’ye ait bir şiirin son beytini hatırlatıyor. Sanki bugünleri görüp yaşamış gibi Hicrî Dede, bu durumu çok güzel biçimde özetlemiştir.

 

Sanma Allah içindir

Vallah külah içindir

Ne din için bu kavga

Ne padişah içindir

              Hicrî Dede

 

Evet, kavga külah kapma yarışına dönüşmüştür.

Allah umudunu demokrasiye bağlayan mazlum Irak halkına acısın…

 

 

 

KARDAŞLIK 48

Yorum Yap

Ad Soyad:

E-Posta:

Yorumunuz:

Yorumlar

Faaliyetler

Derneğimizin Gençlerinden Ankara'ya Ziyaret

Merkezi İstanbul'da bulunan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nden bir grup Türkmen genci, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı, partiler, milletvekilleri başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar ile görüştü.

İSTANBUL BOĞAZI'NDA GELENEKSEL TÜRKMEN İFTARI

İstanbul'daki Türkmen aileleri geleneksel tekne iftarında bir araya geldi. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin her yıl düzenlediği Boğaz'da teknede iftar programı bu yıl 300'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti.

IRAK TÜRKMENLERİ 2.ULUSLARARASI YÖRÜK FESTİVALİ VE 23. YÖRÜK TÜRKMEN ŞÖLENİ’NE RENK KATTI

Antalya Yörükler Kültür ve Dayanışma Derneği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenledikleri “2.Uluslararası Antalya Yörük Festivali ve 23. Yörük Türkmen Şöleni 6-7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti.

ERBİL'DEN İSTANBUL'A GENÇLİK RÜZGARI

Nevruz Kutlamaları kapsamında Erbil'den İstanbul'a gelen ve aralarında çoğunluğu Erbilli, 30 kişilik gençlik grubu İstanbul'daki Türkmen hemşehrileri ile bir araya geldi.

Anket

Copyright 2009. Tüm Hakları Saklıdır.