Mahir NAKİP

Global İletişimde Dengesizlik ve Türkmen Medyası

20-07-2011 10:58


TANIM

Dengesiz iletişim, teknik açıdan kalkınmış ülkelerden kalkınmakta olan ülkelere yönelen, nicelik ve nitelik açısından tek taraflı olarak gerçekleşen yanlı iletişimdir. Global iletişimde dengesizlik ise, uluslararası haber akışındaki dengesizliktir. Bu dengesizlik doğal olmayıp, bir tarafın kasıtlı eylemiyle meydana gelmiş, bir tür haber karartması ve haberlerin belli bir yanlı kaynaktan kitlelere aktarılmasıdır.

 

Türkmenler farkında olarak ya da olmadan bu dengesizliğin kurbanlarından birisidir. Dünya, ne Türkmenler hakkında yeterli düzeyde bilgiye sahip, ne de haklarında üretilen bilgiler tam tamına doğrudur. Bu amaçla dünya çapında iletişimde dengesizlik sorunu seçilmiş ve dünyadan bazı örnekler verilerek Türkmenler için bazı çıkış yolları aranmıştır.

 

KISA TARİHÇE

Dengesiz iletişim aracı, İkinci Dünya Savaşı’nda bariz bir şekilde kullanıldı. Savaştan sonra dünya iki bloğa bölününce bu dengesizlik sürdürüldü. Bir tarafta ABD ve Batı Avrupa ülkeleri, diğer tarafta da Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa devletleri yer aldı. Her iki tarafın da iletişimdeki dengesizliğe büyük katkıları oldu. Yalnız bu arada hiçbir kutba bağlı olmayan bazı ülkeler oluşmaya başladı. “Bağlantısızlar” olarak adlandırılan bu ülkelerin başını genç Afrika ülkeleri çekerken, söz konusu ülkelere Hindistan, Endonezya, Yugoslavya, Malezya gibi ülkeler de dahil oldu. İletişimdeki dengesizliklere ilk tepkiler zikredilen bu ülkeler tarafından geldi.

 

BM’e bağlı UNESCO’nun 1976 yılındaki bir toplantısında Tunus Enformasyon Bakanı Mustafa Masmudi güçlü ülkelere tarihî bir eleştiride bulundu.

 

 Bu eleştiride “Mevcut dünyanın iletişim düzeni, uluslararası ilişkileri bozacak şekilde işlemektedir.” diyen Sayın Bakanın görüşlerine katılmamak elde değildir. Çünkü;

 

1.       Kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkeler arasında haber akışında açık bir dengesizlik vardır. Birincisinden ikincisine akan haberler yoğun iken, ikincisinden birincisine akan haberler sınırlıdır. Bunun sebebi kalkınmış ülkelerin haber ajanslarıdır. Dünya haberlerinin %80’ini üreten tekelci ajansların gelişmekte olan ülkelere ayırdıkları pay %20’yi geçmemektedir.

2.       Gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri haberler engellenmekte ve dünya kamuoyuna iletilmemektedir. Bu da eşitsizliğe sebep olmaktadır.

3.       Uluslararası medya gelişmekte olan ülkelere az yer vermekte ve verdiği haberleri de kısıtlamaktadır. Genel olarak bu ülkelerdeki krizlere, sorunlara, darbelere ve doğal afetlere yer vermektedir.  

 

1976 yılında UNESCO 29 ülkeyi kapsayan bir araştırma yaptı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre dünyadaki haberlerin takriben %75’i; dünyanın en büyük United Press International (UPI), Reuters, Associated Press (AP), Agence France Press (AFP), Information Telegraph Agency of Russia (TASS) gibi ajansları tarafından üretilmektedir. Ayrıca dünya, bu beş tekel tarafından parsellere ayrılmış her biri bir parselin patronu konumunda gözükmektedir. Araştırmaya göre ajansların ürettikleri haberler de birbirine oldukça benzer ya da yakın olmaktadır. Dolayısıyla dünya gündemine bu dev ajansların yön verdiği kanaati hâsıl olmaktadır. Bu pay, eski büyüklüğünü kaybetmekle beraber, maalesef günümüz için de büyük ölçüde geçerliliğini muhafaza etmektedir.

 

BİR ÇARPICI ÖRNEK

Avrupalı medya araştırmacısı Williams C. Adams’a göre Amerikan basınının gözünde bir Avrupalı ya da Amerikalı ölünün haber değeri;

 

-          3 Doğu Avrupalı

-          11 Ortadoğulu

-          12 Asyalı

-          20 Afrikalı ölüye eşit olmaktadır!..

 

AFRİKA’NIN ATAĞI

Global medyada dengesizlik konusunda hep Afrika’dan örnekler verilir. Bu, Afrika’nın ne denli mağdur olduğunu göstermekle beraber, bu dengesizlikten etkilenen Türkmenler gibi toplulukların da var olduğunu göstermektedir.

 

Uche Nworah Amerika ve Avrupa’da pazarlama ve özellikle de reklamcılık konusunda eğitim görmüş aydın bir Nijeryalıdır. Amerika ve Avrupa’daki basının, ülkesine ve Afrika’ya karşı yayınladığı yanlış, dengesiz, taraflı haberler konusunda 300’e yakın makaleyi 15 yıllık bir süre içerisinde Amerika ve Batının yüksek tirajlı ve tanınmış gazete ile dergilerinde yayımladı. CNN ve BBC gibi kanallarda da çıkarak tezini savundu.  Bugün eğer Afrika, Amerika ve Avrupa’nın gündemine girebilmişse büyük ölçüde onun sayesindedir. Makalelerini “Global Medyada Dengesizlik” adı altında bir kitapta topladı ve özellikle Avrupa’da çok rağbet gördü. Bir başka Afrikalı yazar olan Sabella O Abidde, Uche hakkında şöyle diyor: “Uche’den önce Afrika ve Nijerya hakkında yazılanlar taraflı olmakla beraber çok yaralayıcı ve onur kırıcı idi. Ama artık günümüzde Avrupa’da Afrika’ya daha tarafsız ve insanî gözle bakılabilmektedir.

 

Dünyanın hakkımızdaki kanaatini kendiliklerinden değiştirmelerini ya da bilgisizliklerini kendiliklerinden gidermelerini beklemek saflık olur.  Uche’nin Afrikalılara ve Batılılara da çok anlamlı ayrı ayrı birer tavsiyesi var: Afrikalılara; “Kalkınmış ülkelerin kapısını, sadece uğradığınız haksızlıkları dile getirmek, iş istemek,  vatandaşlık istemek için çalmayın. Bilim, edebiyat, sanat ve spor gibi alanlarda neyiniz varsa onu sergilemeye gidin. O zaman hem gururunuzu korursunuz hem de Batıdan ilgi görürsünüz.” Batılılara da bu minvalde Uche’nin bir tavsiyesi var: “Afrika denince aklınıza sadece açlık, hastalık, ölüm, sefillik, çöplerden yemek artıkları toplayan insanlar gelmesin. Afrika’nın bilim adamları, sanatçıları ve sporcuları da var.”

 

MAC-BRIDE RAPORU

Global medya konusunda MacBride raporu da oldukça önemlidir. Çünkü Amerika ve Batının medyayı taraflı bir şekilde, nasıl kendi yönüne çektiğini açıkça göstermektedir. Bu raporun bir diğer adı “Çok Sesli-Tek Dünya”dır. “Çok Sesli-Tek Dünya” raporu, 1980 yılında, UNESCO’nun “Uluslararası İletişim Problemleri Çalışma Komisyonu”nu kurarak başına da İrlandalı Nobel Ödülü sahibi Sean MacBride’i getirerek hazırlattığı bir rapordur. Amacı; dünyada barışı ve insan haklarına saygıyı sağlamak, iletişim alanında meydana gelen haksızlıklar ve dengesizlikleri ortadan kaldırmak için çağdaş toplumda iletişim problemlerini incelemek, özellikle kitlesel medya ve haber kanalları arasında denge oluşturarak, gelişen iletişim teknolojileri ışığında mevcut problemleri azaltmaktır.

 

Ele alınan problemler arasında, medyanın nerelerde ve neden yoğunlaştığının ortaya çıkarılması, iletişimin ticari boyutunun haber sağlığına olan etkileri yer almaktadır.  Komisyon, iletişimin demokratikleşmesini, dış kaynaklardan etkilenmeyi azaltmak ve bağımsızlığı sağlamak için ulusal medyaların güçlendirilmesini istemektedir. Rapor, uluslararası güçlü bir destek görürken, ABD ve İngiltere tarafından sert bir dille eleştirilmiş ve protesto edilmiştir. Bu iki ülke raporu, basın hürriyetine müdahale olarak görmüş ve bunun üzerine UNESCO’dan 1985 yılında çekilmişlerdir. Belli bir süre sonra tekrar girmişlerdir.

 

MacBride gibi az sayıda Avrupalı çıkıp sözünü ettiğimiz medya devlerinin tekelciliğini kırmaya çalışmıştır. Bütün bu gerçekler ışığında, bir azınlık medyası olarak kabul edilebilen Türkmen medyasını dünyaya tanıtmak, Türkmen halkının sesini duyurabilmek, haklı davalarına taraftar bulabilmek hiç de kolay değildir. Ancak kolay olmamakla beraber imkânsız da değildir. Aşağıda bu çerçevede Türkmen medyası bir analize tabi tutulmuş ve bazı çıkış yolları gösterilmiştir.

 

TÜRKMEN MEDYASININ İNCELENMESİ

Afrika gibi koskoca bir kıta dışlanabiliyorsa, Ortadoğu’da, dünyada hiç de iyi yönleriyle tanınmayan Irak gibi adaletsizliğin, şansızlığın, haksızlığın diz boyu olduğu bir ülkede bir halk olmak kolay olmasa gerek. Dolayısıyla bu talihsiz ülkede yaşayan Türkmenlerin medyasının dünyada tanınması elbette kolay olmayacaktır. Seslerini Irak, Arap, Avrupa hatta dünya kamuoyuna ulaştırmalarını iğneyle kuyu kazmaya benzetsek yeridir. Onun için realist, mantıklı, akıllı, güçlü ve dirayetli adımlar atmamız gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikle yazılı, görsel, işitsel ve elektronik Türkmen medyasının bir sınıflamasını yapmakta yarar vardır.

Tablo 4 - Türkmen Medyasının Tasnifi

Basılı

 

 

Sayı

Oran

Türü

Gazete

10

%50

Dergi

10

%50

 

20

%100

Dili

Türkçe, Arapça, İngilizce

1

%5

Türkçe, Arapça

9

%45

Sadece Türkçe

4

%20

Eski Türkçe, Arapça

2

%10

Sadece Arapça

4

%20

 

20

%100

Yer

Ankara

1

%2.5

Bağdat

4

%20

Bartın

1

%2.5

Diyale

1

%2.5

Erbil

1

%2.5

İstanbul

2

%10

Kerkük

7

%35

Musul

1

%2.5

Tuzhurmatu

2

%10

 

20

%100

Süre

Haftalık

3

%15

Yarı Aylık

1

%2.5

Aylık

10

%50

Üç Aylık

6

%30

 

20

%100

Yıl

2003 öncesi

5

%25

2003 sonrası

15

%75

 

20

%100

Internet

Faaliyet

Kapalı

19

%51

Açık

18

%49

 

37

%100

Dil

Sadece Arapça

4

%22

Sadece Türkçe

5

%28

Türkçe, Arapça

5

%28

Sadece İngilizce

1

%6

Türkçe, İngilizce

2

%10

Türkçe, Arapça, İsveç

1

%6

 

18

%100

Görsel-

İşitsel

Türü

TV

3

%37

Radyo

5

%63

 

8

%100

TOPLAM

 

 

46

 

 

Dört tablo incelendiğinde aşağıdaki tespitleri yapmamız mümkün olacaktır:

 

1.      Türkmenlerin hangi dilden olursa olsun, günlük bir gazeteleri bulunmamaktadır.

2.      Türkmenler gibi Irak’ın üçüncü milletini oluşturan bir topluluğun 46 adet medya kuruluşlarının olması oldukça azdır.

3.      Sadece bir dergide İngilizce bölüm bulunması, büyük bir eksikliktir.

4.       Türkmenlerin Avrupa’da ya da Avrupa’ya yönelik bir medya kuruluşu yoktur.

5.      Türkmenlerin insan hakları ile ilgili dili İngilizce olan sadece bir İnternet sitesi bulunmaktadır.

6.      Türkmenlerin bütün dünyaya hitap edebilecek tek bir uydulu televizyon kanalı bulunmaktadır.

7.      Türkmenlerin dünyaya hitap edebilecek İngilizce ya da Arapça bir televizyonları yoktur.

8.      Türkmen medyası genelde kendi insanına hitap etmektedir.

9.      Türkmen medyasının çoğunluğu mahallidir.

10.  Türkmen medyası genelde amatörce ve gönüllüler tarafından idare edilmektedir.

 

Bu 10 tespit sonucunda Türkmen medyasının bir azınlık medyası görünümünde olduğunu, diğer taraftan da halkın sesini dünyaya iletmekte yetersiz kaldığını kabul etmek mümkündür. Aslında azınlık medyası olmak, elbette olumsuz bir durum değildir. Ancak Türkmenlerin Irak’ta bir azınlık olmadıklarını savunduğumuza göre başta medyamızı geliştirmemiz ve etkinleştirmemiz gerekmektedir. Kendi hakkımızda doğru ve realist teşhis koymak, çözümün en az yarısıdır.

HEDEF SEÇME VE BÖLÜMLEME

Medya aslında bir pazara hitap eder. Pazar, tüketicilerden yani insanlardan oluşur. Medyanın içerdiği bilgiler de birer üründür. Seçilen pazarlama enstrümanının etkili olabilmesi için bu pazarı bölümlendirmek gerekmektedir. Bölümlenmeyen bir pazara ne sunacağımız belli olmaz. Ya da sunduğumuz ürün kimisini memnun eder, kimisini de etmez. Ama bölümlenmiş pazara sunulan bilgiler, daha belirgin ve seçilmiş bilgiler olduğundan, daha etkindir. 

 

 

Bölümlenmiş Pazar                Bölümlenmemiş Pazar

 

Bir başka stratejiye daha önem vermeliyiz. Bir topluluğun ya da bir halkın medyasının etkili olabilmesi için çağdaş bir ilke olan “Global düşün, yerel hareket et” stratejisi çok önemlidir. Bu stratejiden hareketle bir halka ya da azınlığa ait medyanın üç temel amacı vardır:

 

1.       Kendi halkına hitap etmek,

2.       İçinde bulunduğu ortama mesaj vermek,

3.       Dünyaya mesaj iletmek.

 

Bu durumda Türkmen medyası aşağıdaki şekilde bölümlendirilebilir:

 

A.       Sadece Türkmen Halkına Hitap Eden Medya:

Bu medyanın aşağıdaki özelliklerde olması gerekir:

 

1.      Türkmen halkını siyasi, kültürel, sosyal ve sanatsal yönden eğitmek,

2.      Türkmen halkına misyon yüklemek ve vizyon çizmek,

3.      Türkmen halkının sivil anlamda örgütlenmelerini sağlamak,

4.      Yapıcı olmak kaydıyla siyasi, kültürel ve sosyal olayları eleştirmek (iç ya da nefis muhasebesi).

5.      Arapça ve/veya Türkçe olmalıdır.

6.      Daha çok dergi, mahalli radyo ve televizyonlar yoluyla olur.  

 

B.       Irak Halkına Hitap Eden Medya:

1.      Bütün Irak sathına dağıtılabilecek Arapça günlük bir gazete şarttır.

2.      Bütün Irak halkına hitap edecek Arapça ve Kürtçe bir televizyon gereklidir.

3.      Bu medyada Türkmenlerin hak ve hukukları savunulmalı, haklarında bilgiler verilmeli, kültürleri ve tarihleri tanıtılmalıdır.

4.      Türkmenler, herhangi bir siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda bir mağduriyete uğrasalar, bu medya araç olarak kullanılmalıdır.

5.      Irak’ın bütün siyasi aktörlerine bu kanalla ulaşılması sağlanmalıdır.

6.      Bu medya hiç kimsenin düşmanlığını yapmamalıdır.

 

C.       Dünyaya Hitap Eden Medya:

a.       Arap Ülkelerine Hitap Eden Medya

ı. Nilsat ve Arapsat uydularında yer almış Arapça bir TV şarttır. Irak halkına hitap eden medyanın aynı hedeflerini taşır.

 

ı.ı. Kaliteli ve yılda bir ya da en fazla iki defa çıkan muhtevalı ve bilimsel yönü ağır basan bir dergi çıkarılabilir. Burada Türkmenler hakkında bilimsel araştırma ve makalelere yer verilmelidir.

b.       Türkiye’ye Hitap Eden Medya

ı.   Türkmeneli TV, Türkiye halkına hitap etmede yeterlidir.

ı.ı. Dergi olarak Kardaşlık, Türkiye’de önemli bir boşluğu dolduruyor. Ama tirajı arttırılmalı ve dağıtımı çok daha yaygın ve profesyonelce yapılmalıdır.

c.        Avrupa Ülkelerine ve Amerika’ya Hitap Eden Medya

Avrupalı aydınlara, siyasetçilere, bilim adamlarına hitap edebilecek dört aylık ya da yarıyıllık İngilizce bir dergi çıkarılmalıdır. Buradan dünyaya Türkmenler hakkında doğru bilgi verilmelidir. Dünya üniversitelerine, araştırma merkezlerine ve siyaset kurumlarına gönderilmelidir.

 

D.      Diasporaya Hitap Eden Medya:

Türkiye, Avrupa, Kanada, Avustralya’da on binlerce Türkmen yaşamakta ve bu Türkmenlerin yerel Türkmen kültürü ile ilişkisi giderek zayıflamaktadır. Türkmen milli kültürünü diasporada yaşatmak, öğretmek ve hatırlatmak amacıyla çıkarılacak aylık ya da daha seyrek birer dergi olmalıdır. Hedef kütlesi sadece o bölgelerde yaşayan Türkmenler olmalıdır. “Türkmen Bohçası” bunun güzel bir örneğidir. Hatta bu amaçla bazı Türkmen siteleri de kurulabilir. Gerçi mevcut Türkmen sitelerinin bu görevi bir ölçüde görmekle beraber özel anlamda bir uzmanlaşmadan söz etmek zordur.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

Dünya küreselleştikçe, güçlü medya organlarının imkânları daha da artmaktadır. Ancak teknolojik imkânlar yaygınlaşıp ucuzladıkça; bu imkândan mahrum kıtalar, dışlanmış devletler, hasım olarak görülen milletler ve unutulmuş azınlıklar da yararlanabilmektedir. Maddi kaynakları, kalem erbabı, teknik elemanları ve medya uzmanları yeterli düzeyde olan topluluklar, bütün engellemelere ve kısıtlamalara rağmen bir yolunu bulup dünya kamuoyuna ulaşabilmekte ve kaybolan haklarına kavuşabilmektedir.

 

Onun için bu çalışmada önce kalkınmış ülkelerin tekelinde olan haber devlerine ve bu devlerin güçlerine temas edildi. Arkasından da bu çemberi yarabilen Uche gibi bir Afrikalıdan söz edildi. Ayrıca MacBride gibi Batı kökenli olduğu halde doğrudan, haktan ve adaletten yana olan insanlardan da örnekler verildi. Türkmenlerin de en az birkaç Uche’si olmalıdır. Dünyada MacBride gibi adamları bulup onlara ulaşmamız da bir plan içinde olmalıdır. Yani biz işimizi seviyeli, kaliteli, profesyonelce ve hedef kütlemizi bilerek ve idrak ederek yaparsak daha sağlıklı neticeler alabileceğimize inanmalıyız.

 

Aşağıdaki tekliflerin Türkmen yetkililer tarafından dikkate alınacağını ümit ediyoruz:

 

1.       Irak’ta günlük bir Arapça gazete yayınlamalıyız ve bu gazete çok yaygın bir şekilde Irak sathına dağıtılmalıdır.

2.       Irak’a ve Arap dünyasına hitap edecek Nilsat ve Arapsat’ta yer alacak bir Arapça TV kanalı mutlaka yürürlüğe girmelidir.

3.       Türkiye’de gazetecilik, sinema-TV ve radyo bölümlerinde okuyan öğrencilere ayrı bir önem verilmeli ve gerekirse içlerindeki başarılı öğrenciler Amerika’ya yüksek lisans eğitimi için gönderilmelidir.

4.       Türkmen medyasında, gasp edilen bazı haklarımızı dile getirmenin yanında; Türkmen toplumuna yön gösterme, misyon çizme, hedef belirleme, vizyon oluşturma, toplumsal bilinç oluşturma, kolektif hareket etme, sosyokültürel konularda plan yapmasını öğretme gibi hususlar yok denecek kadar azdır. Bu konuda daha sıkı çalışmalar yapılmalıdır.

5.       Türkmenler hakkında Arapça, Türkçe ya da İngilizce ciddi ve yayımlanabilir bir film, belgesel, seri program maalesef yoktur. Böyle bir faaliyet kendiliğinden olmaz. Bir merci bu iş için bir kaynak ayırmalı, proje olarak hazırlatmalı ve dağıtımını üstlenmelidir.

6.       Türkmenlerin dramı, sıkıntıları ve çileleri konusunda yayımlanmış hikâyelerimiz çoktur. Ama Türkçe, Arapça veya İngilizce hiçbir romanımız yoktur. Roman çok önemli ve kalıcı bir edebi eserdir.

7.       Yurt dışında yaşayan arkadaşlarımız bulundukları ülkelerin medyası ile çok iyi ilişkiler kurmalı, bu medyayı Türkmenler konusunda bilgilendirmeli ve kaynaklarla beslemelidir.

 

Kısacası, medyamız yeniden, sistematik ve bilimsel bir şekilde gözden geçirilmelidir. Toplumumuz bir değil, birkaç tane Uche yetiştirebilecek kapasitededir. Yurtdışındaki insanlarımızın önemli bir kısmı iyi yetişmiş kişilerdir. MacBride gibi insanlarla mutlaka temasa geçilmeli ve unutulmuş Türkmen toplumu gündeme taşınmalıdır.

 

Yorum Yap

Ad Soyad:

E-Posta:

Yorumunuz:

Yorumlar

Faaliyetler

Derneğimizin Gençlerinden Ankara'ya Ziyaret

Merkezi İstanbul'da bulunan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nden bir grup Türkmen genci, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı, partiler, milletvekilleri başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar ile görüştü.

İSTANBUL BOĞAZI'NDA GELENEKSEL TÜRKMEN İFTARI

İstanbul'daki Türkmen aileleri geleneksel tekne iftarında bir araya geldi. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin her yıl düzenlediği Boğaz'da teknede iftar programı bu yıl 300'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti.

IRAK TÜRKMENLERİ 2.ULUSLARARASI YÖRÜK FESTİVALİ VE 23. YÖRÜK TÜRKMEN ŞÖLENİ’NE RENK KATTI

Antalya Yörükler Kültür ve Dayanışma Derneği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenledikleri “2.Uluslararası Antalya Yörük Festivali ve 23. Yörük Türkmen Şöleni 6-7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti.

ERBİL'DEN İSTANBUL'A GENÇLİK RÜZGARI

Nevruz Kutlamaları kapsamında Erbil'den İstanbul'a gelen ve aralarında çoğunluğu Erbilli, 30 kişilik gençlik grubu İstanbul'daki Türkmen hemşehrileri ile bir araya geldi.

Anket

Copyright 2009. Tüm Hakları Saklıdır.