İzzettin KERKÜK

Kerkük Hatıralarım V

20-07-2011 11:12




Geçen bölümlerde anlatmıştım; Kerkük lisesinde iki bölüm vardı. Biri fen, diğeri de edebiyat bölümü. Ben, sosyal bilimlere meylim olduğu için edebiyat bölümünü seçmiştim. Bu tarihlerde Irak’ın kuzeyindeki vilayetlerde bu iki bölüm sadece Musul ve Kerkük’te bulunurdu. Yani Erbil ve Süleymaniye’deki liselerde edebiyat bölümü yoktu. Bu sebepten dolayı adı geçen vilayetlerdeki öğrencilerden edebiyat bölümünde okumak isteyenler öğrenimlerini tamamlamak için Kerkük’e gelirlerdi. Bunlar daha çok ideolojik ve etnik kökenlerinin farklı olması nedeniyle kente bir türlü uyum sağlayamazlardı ve bölgecilik yaparlardı. Bu durum özellikle Kerkük Lisesi futbol takımının Süleymaniye Lisesi futbol takımı arasında yapılan karşılaşmalarda açık şekilde kendini gösterirdi. Adeta bir savaş havası içinde geçen bu maçlarda, sözü geçen öğrenciler, öğrenim yaptıkları okulun takımı değil, rakip takımın kalesinin arkasında toplanır, yırtınırcasına bağırıp onları desteklerlerdi. Neticede Kerkük takımının maçı farklı galibiyetle sonuçlandırınca süklüm püklüm olurlar ve günlerce suratlarından düşen bin parça olurdu. İşte bu gibiler, maalesef Kerkük’ün nimetlerinden yararlandıkları halde, daha sonraki yıllarda (1959) bu medeni ve iyilik sever kentin halkına karşı işlenen dünyanın en gaddar ve en hunharca katliamına katılmışlardır.

Lise son sınıfta uyum halinde olduğumuz arkadaşlar şunlardı: Necdet Sevimli, Nazım Ömer Özgün, Salih Demirci, Nafi Abdülkerim Bezirgân, Sabah Kasım Salihi, Ercüment Avcı, Necip Ahmet Demirci, Yasin Arslan, Mehmet Hacı İzzet, Mehmet Ali Rıza, Hasip Saki, Sabri Kamber Çayır ve Vahdettin Bahattin. Vahdettin Bahattin ile iyi arkadaştık. Fakat o daha ziyade Mısırlı edebiyatçılara hayranlık duyardı. Bu yüzden arkadaşlar kendisine tanınmış, Mısırlı yazar ve edebiyatçı Dr. Taha Hüseyin ismini takmışlardı. Vahdettin Bahattin, kendisine seçtiği yolda azimle ilerleyerek hedefine ulaşmıştır. Günümüzde Türkmen edebiyatçıları arasında kendi sahasında saygın bir konumdadır. İlerlemiş yaşına rağmen hâlâ çalışmalarını sürdürmektedir. 60 yıldan beri kendisi ile görüşmediğim değerli sınıf arkadaşımın yazılarını Türkmeneli medyasında zevkle okumaktayım. Kendisine çok sevdiği İstanbul’dan selam ve saygılar yollar, sağlık ve esenlikler dilerim.

Öğrencilik hayatım boyunca kahvehane (çayhane) ve tavla oyunu nedir bilmezdim. Tek bildiğim ve boş vakitlerimde gittiğim yer, Kerkük’teki Umumî Kütüphane idi. Dünya klasiklerinin birçoğunu o dönemde okumuştum. Evimizde de küçük bir kütüphanem vardı. Arkadaşlarım okumak için aldıkları kitapları iade etmemelerine karşı tek çare olarak kitaplığın üzerine “Canımı al, bir tek kitabımı alma!” ibaresini yazmakta buldum. Atatürk ve Türkiye hakkında Arapça yazılmış 10 kadar kitabım vardı. Göz tedavisi için Bağdat’a gittiğimde de Suksaray’daki sahaflar çarşısına her gün uğrar bazı kitapları alırdım.

Lise son sınıfta iken (1948) okulun düzenlediği Kifri gezisine katıldım. Kafile başkanımız Hafaci isminde bir Arap öğretmendi. Kifri’ye vardığımızda bizi oradaki okul öğretmenleri ve öğrencileri coşku ile karşıladılar. Karşılama töreninde Türkçe bir konuşma yapan okul müdürü bize “hoş geldiniz” diyerek Kifri halkının bu ziyaretten büyük sevinç duyduklarını ifade etti. Kafile başkanımız Türkçe bilmediği için cevabî konuşmayı öğrenci arkadaşlarımızdan Nafi Aldulkerim Bezirgân’dan rica etti. O da bu görevi iyi bir şekilde yerine getirdi. Kifrili öğrenci ailelerinin hazırladığı güzel yemekler ikram edildi ve evlerden getirilen ter temiz yataklarda o akşam okulda ağırlandık. “Gece vakti yapılan müsamere de Nafi ile birlikte Türkçe doğaçlama bir piyes oynadık.

Bilindiği üzere Kifri kasabasının (eskiden Salahiye adıyla anılırdı) Irak Türkleri tarihinde önemli bir yeri vardır. Musul Vilayeti Salnamelerinde Kifri kazası ve o tarihlerde ona bağlı Tuzhurmatu ile Karatepe kasabaları halkının tamamen Türk olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Musul Vilayetinin kaderinin tayin için 1925 yılında Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) Tahkikat komisyonu ki bu komisyonda Türkiye’yi Cevat Paşa başkanlığında bir heyet temsil ediyordu. Heyet çalışmaları sırasında Kifri’ye gittiklerinde büyük bir heyecanla karşılanmıştı. Türk heyetine uzman olarak katılan Kerkük Mebusu Neftçizade Nazım Bey ile Süleymaniyeli Fettah Bey de vardı. Fettah Bey, komisyonun çalışmaları hakkında Vakit gazetesine (3 Nisan 1925 tarihli nüshasına bakınız) verdiği beyanatta heyetin Kifri’de karşılanışını şöyle anlatmaktadır:

“... Selahiye’deki (Eski Kifri) karşılama, Musul’un Türk’e incizabına en kudretli delili idi. Heyet Selahiye’ye vardığı zaman minarelerden salalarla karşılanmış, Tahkik Heyetine yalnız alemî (dünyevî) değil semavî bir cevap veriyordu. Selahiye’de bir adet vardı: gebe kadınların doğum zamanı geldiği vakit minarelere çıkarlar doğum ıstırabının zevali için yüksek seslerle dua ve tezahüratta bulunurlar. Salahiyeliler de Cemiyet-i Akvam Heyetine cevapları işte bu dualarla ürpertici bir manzara teşkil ediyordu. Türkiye’yi isteriz diyorlardı.”

Kifri şehrinin yetiştirdiği değerli ve idealist şahsiyetlerle Irak Türklerinin kültür ve sosyal ve edebiyat hayatına büyük katkıları olmuştur. Bunların başında rahmetli Abdülhekim Reji, Reşit ve Hurşit Kâzım kardeşler, Musa Zeki, Rifat Yolcu, Prof. Dr. Hidayet Bayatlı ve eşi Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Beyatlı, Enver Zeynelabidin ve rektör olan Prof. Dr. Enver Hasanoğlu gelmektedir.

Kifri şehri maalesef günümüzde peşmergenin işgali ve zulmü altında inlemektedir. Türkmen ailelerinin büyük çoğunluğu şehri terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Daha önce zalim Saddam’ın gadrine uğramıştı. Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’ın kuzeyinden sözde Güvenlikli bölge ilan edilirken 34. üncü paralelin altında kalmasına rağmen ABD tarafından peşmergenin yönetimine peşkeş çekilmiştir.

1948 yılındaki Kifri gezimizin sonunda ben ve yeğenim Nazım Şükrü Salihi kafileden ayrılarak Tuzhurmatu’ya uğradık. Teyzemin eşi Muhiddin Hacı Hüseyin Efendi orada Kaymakam vekili olarak bulunuyordu. Bir akşam, eniştemle birlikte Tuzhurmatu’nun eşrafından Kamber Çayır ailesinin divanhanesine gittik. Orada bizi çok sıcak karşıladılar. Türkiye’yi hiç görmediği anlaşılan yaşlı bir zat bizi şapka ile görünce “Türkiye’de böyle mi giyiniyorlar?” diye sordu. Kendisine cevabımız evet olunca. “Türkiye’de ne giyiliyorsa biz de öyle giyinmeliyiz” diye ilave etti.

Tuzhurmatu ile ilgili başka bir hatıramı anlatmak isterim. 1956 yılında eşimle birlikte Kerkük’e ilk gidişimizde Bağdat’ı da ziyaret etmiştik. Yolumuzda Tuzhurmatu şehrine uğramıştık. Otomobilimiz bir çayhanenin önünde durmuştu. Yaz sıcağından serinlemek için çayhaneden bize soğuk su ve meşrubat getirdiler. Önünde durduğumuz çayhane tipik bir Türkmen çayhanesi idi. Eşime “inelim bu çayhanede sana birşey göstereyim”, dedim. Tuzhurmatu halkının Türklük şuuruna ne derece bağlı olduklarını bildiğim için, içeride ne ile karşılaşacağımı biliyordum. Çayhaneye girince eşim hayretten içerde kaldı. Bütün duvarlar Atatürk, İsmet Paşa, Fevzi Çakmak ve İstiklal Savaşını canlandıran büyük boy resim ve tabelalarla süslenmişti. Eşim, “Türkiye’de günümüzde maalesef böyle bir manzarayı görmek mümkün değil” deyip şaşkınlığını dile getirmişti.

Kaynak: www.kerkukvakfi.com

Yorum Yap

Ad Soyad:

E-Posta:

Yorumunuz:

Yorumlar

Faaliyetler

İstanbul'daki Türkmen Kadınları Anneler Gününü Kutladı

Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanan anneler günü münasebetiyle Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel merkezinde bir araya gelen Türkmen kadınları birbirleriyle görüşme ve sohbet etme fırsatı buldu.

Türkmen Derneklerinin Türkmen Davasındaki Rolü ve Güncel Sorunları

ORSAM’ın Türkmen Aydınları Toplantıları dizisinin beşincisi 14 Kasım 2009’da gerçekleştirildi. “Türkiye’deki Türkmen Derneklerinin Türkmen Davasındaki Rolü ve Güncel Sorunları” konulu toplantıya Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda Türkmen aydını ile

Kahvaltı Toplantıları sürüyor

Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi'nde yapılan ve geleneksel hale gelen

Irak Türkmen Liderleri Ortak Çalışma Kararı aldı

Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve tanınmış Türkmen şahsiyeti Prof. Dr. İhsan Doğramacı'nın davetine icabet eden Irak Türkmenlerinin Irak Parlamentosundaki Milletvekilleri, Siyasî Parti Başkanları ve Türkmen fikir ve kanaat önderleri genişle

Anket

Copyright 2009. Tüm Hakları Saklıdır.